Mükemmel anaokulu gösterilerinin ardında ezilmiş çocuklar vardır!

Okul öncesi eğitim, çocuklarımızın sosyalleştiği, gelişimsel olarak desteklendiği ve ilkokula hazırlandığı bir süreç olması açısından oldukça önemlidir. Okul öncesi eğitiminin bir parçası da anaokullarında ve kreşlerimizde düzenlenen yılsonu gösterileridir. Bu gösteriler maalesef günümüzde genellikle veli beklentileri üzerine inşa edilmektedir.

Her sene Mayıs ve Haziran ayları, okulların sene sonu gösterileri, portfolyolar, mezuniyet törenleri gibi etkinliklere odaklanıldığı ve senenin en yoğun olduğu zamanlardır. Tüm aileler, ellerinde kameralarla, fotoğraf makineleriyle, coşkuyla ve gururla, çocuklarının performansını izlemeye giderler. Sahneye en yakın koltukta oturmak için ve en iyi kareleri çekebilmek için her türlü mücadele verilir.

Peki ya çocuklar? Çocuklar en az 3- 4 aydır bu bir saatlik gösteri için hazırlanmaktadır. Defalarca ‘Yapma, kıpırdama, biraz bağır!’ komutlarını almışlar, performanslarına ve davranışlarına göre pek çok kez gösterideki yerleri ve rolleri de değişmiştir.

Yapılan gösterilerin, pek çok çocuğun; kural, sınır, disiplin, planlama, takım çalışması, iletişim ve sunum becerileri gibi alanlarını desteklediğini görülebiliyor.

Lakin bir de madalyonun ters tarafına bakmak gerekiyor. Ezberlediğini unutan, hatalı telaffuz eden, sahnede elbisesi açılan, kaygısını kontrol etmekte güçlük yaşayan pek çok çocuk da yıl sonu gösterisi deneyimini, travmalar ağına ekliyor. Öyle ki, bu travma ilerde topluluk önünde kendisini ifade etmesinin, ilişki kurmasının, öz saygısının bile önüne geçebiliyor.

Şimdi siz, izlemiş olduğunuz harika yıl sonu gösterilerini örnek vererek, “Biz çok güzel gösteriler izlemiştik” diyebilirsiniz. Sorun da tam burada başlıyor: İzleyenin iyi olarak nitelendirdiği bir gösterinin ortaya çıkışında çocukların yaşadıkları süreç önemlidir. Sahnede sergilenene iyi diyebilmenin yolu, sahne arkası sürecinin çocuk merkezli yapılandırılmasıdır.

Bu nedenle çocuk odaklı bir kurum olarak biz, aşağıdaki gerekçelerle anaokullarında ve kreşlerde düzenlenen yılsonu gösterilerinin kaldırılması taraftarıyız.

Öncelikle yıl sonu programı için aylar öncesinden çalıştırılmaya başlanan çocuklar, uzun ve stresli saatler sonucunda bu gösteriye hazırlanmaktadır. Saatlerce yapılan provalar, bedensel ve ruhsal yorgunluk, sürekli uyarı ve ikaz bombardımanına maruz kalmak çocuğun ruhunu yıpratmakta, gereksiz yere performans kaygısı yaşamasına sebep olmaktadır. Anne-babaların evde çocuklarını iyi bir gösteri için zorlaması da cabasıdır.

Anaokulu gösterilerine hazırlık yapmak amacıyla çoğu zaman ikinci dönem, özellikle de Mart aylarından sonra ana okullarında eğitim büyük oranda aksamaktadır. Eğitim döneminin önemli bir kısmı iki saat sürecek bir gösteri için feda edilmektedir.

Özellikle okul öncesinde ay farkı bile çocuklar arasında inanılmaz gelişim farklılığı gösterirken, çocuklardan eş zamanlı ve birlikte hareket edecekleri bir performans beklemek ne kadar anlamlıdır? Yıl sonu gösterisine hazırlanırken, yapamayan öğrenciyi zorlamak, yapabileni iyi örnek olarak göstermek, sadece gelişimsel özelliğinden dolayı yapabileni ödüllendirirken aslında otomatik olarak yapamayanı cezalandırıyor olmaktır.

Anaokulu gösterilerinden çocuklar pek bir kazanım edinmeden çıkmaktadır. Çocuklar papağan gibi ezberlediği kelimeleri tekrar etmekte, kendisine uzun sürede öğretilen davranış kalıplarını robot gibi yerine getirmektedir. Çoğu zaman çocuklar sergilediği oyunun içeriğini, ezberlediği sözlerin anlamını anlamadan velilerin alkışı için sahne almaktadır. ‘Yıl sonu gösterileri ile çocuğun kendine güveni, kendini ifade becerisi gelişir’ gibi iyi niyetli yorumlar yapılsa da aslında bu yorumlar çok da gerçekçi değildir. Topluluk önünde konuşma becerisi olan bir çocuk için zaten sorun yoktur. Ama biraz daha çekingen ve kendini ifade etme konusunda zorlanan bir çocuk için durum bazen travmatik bir yaşantıya dönüşebilmekte, çocuk sahnede kahkahalar arasında şaşkınca kalakalmaktadır.

Birçok anaokulu gösterisinin içeriği pedagojik değildir. Gösterilerde kına gecesi, yetişkin esprileri, savaş sahneleri, çocukların anlamayacağı replikler ve şiirler sahnelenmektedir. Küçük yaştaki çocuk uzun aylar boyunca şu an için kendi gündeminde olmayan ve aynı zamanda pedagojik olmayan içeriklerde oynatılmaktadır.

Peki, bunca zorluğuna rağmen ana okulları neden bu programlara bu kadar yatırım yapmaktadır?

 Ailelere bu okulu tercih etmelerinin doğru bir seçim olduğu ve yıl boyunca ödedikleri ücretin boşa gitmediği, yıl sonu programının görkemiyle gösterilmeye çalışılmaktadır. Bazen kurumlar istemese bile ebeveynler “Diğer okullarda var bizde niye yok” düşüncesi ile okulları zorlamaktadır. Bazen de ebeveynler çocuğu fayda görsün ya da görmesin çocuğunu sahnede görmenin gururunu yaşamak istemektedir. Okulun ve ebeveynlerin beklentileri için çocuklar yıpratılmış olmaktadır.

Özetle, yıl sonu programları, anne babaların bolca resim çektiği, çocukların sahneden şaşkınlıkla baktığı fakat ne olduğuna dair pek de bir şey anlamadıkları bir sürece dönüşmüştür.

 

 

Bu sebeple kurumumuz çocuğun yorulduğu ve yıprandığı bir çalışma yerine, YIL SONU ŞENLİĞİ düzenleme gereksinimi duymuştur.

Şenlik haftası grup çalışmaları, boyama atölyeleri, dans ve eğlence içerikli karaoke partileri, survıvor kıds, bahçemizde düzenleyeceğimiz yemek organizasyonları, yıl sonu fotoğrafım  gibi etkinliklerle çocuklarımıza harika bir yıl sonu ve anı programı olarak düzenlenecektir.

 

Saygılarımızla…

 

  Yavuz GÜNDÜZ

Psikolojik Danışman

 

Yorum Bırakın